Mafia Games Röportajı: Şans Temelli Oyunlar ve Oyun Ekosistemi

Merhaba, öncelikle sizi tanımak isterim.

Fatih Polat: Merhaba, ben Fatih Polat. Mafia Games’in kurucu ortaklarındanım ve Mafia Games’de ürün ve proje yönetiminden sorumluyum. 10 seneyi aşkın bir süredir oyun sektöründe çeşitli firmalarda ve çeşitli departmanlarda çeşitli görevlerde bulundum. Yaklaşık 8 ay önce Serkan Bey ile birlikte Mafia Games’i kurduk ve bu yeni girişimimizin temelinde yer aldık.

Serkan Aksu: Merhaba, ben Serkan Aksu. Fatih’le her şeyden önce 25 yıllık bir dostluğumuz var aslında. Bu süre zarfında birçok projede birlikte çalıştık. Fatih’in de söylediği gibi 10 seneyi aşkın oyun sektöründe çeşitli firmalarda deneyimlerimiz oldu. Ben de Mafia Games’in kurucu ortağı ve aynı zamanda teknolojisinden ve üretiminden sorumluyum.

Mafia Games’i kurma kararını nasıl aldınız, hangi vizyonla kuruldu?

Fatih Polat: Logomuzdan ve ismimizden de anlaşılacağı gibi biz hiçbir tüketicinin reddedemeyeceği oyunları öneren bir firma olmak üzere yola çıktık. Hedefimiz şans temelli casual oyunlar geliştirmek ve bu oyunların bir arada olacağı bir platform geliştirmek. Sektörde daha önce yapılmamış bir yol gördük, şans temelli casual oyunlar darken, oyunlarımızda skill ve şans ile harmanladığımız farklı mekaniklerimiz mevcut. Oyun sektöründe yeni bir yol ve bakış açısı açmak amacıyla Serkan Bey ile birlilkte Mafia Games’i kurduk. Biz blue oceanlara inanan insanlarız ve ekibimiz de aynı şekilde blue oceanlara inanıyor.  Biz de bu yönde bu alana yelken açmak istiyoruz, hedefimiz bu.

Serkan Aksu: Aslında ayrıştığımız bir nokta var. Biz sadece oyun üretmiyoruz, oyun üreten bir teknoloji şirketiyiz. Ürettiğimiz oyunlarla beraber aslında, daha önceki projelerde edindiğimiz deneyimleri de kullanarak, oyunlarımızda maksimum seviyede teknolojik olarak da yönetebileceğimiz bir sistem kurmayı hedeflemiştik. Şu ana kadar da bunun faydalarını üretimlerimizde alıyoruz.

Fatih Polat: Bizim zaten oyun firması olarak diğer firmalardan farkımız kendi teknolojimizi kendimizin üretiyor oluşu ve şans temelli oyunlar yaptığımız için de farklı becerilere sahip bir oyun stüdyosu ve teknoloji girişimiyiz.

Öyleyse aslında Mafia Games’i diğer oyun stüdyolarından ayıran en büyük faktör şans temelli oyunlar geliştirdiğiniz için bambaşka bir teknoloji geliştiriyorsunuz, doğru mudur?

Serkan Aksu: Kesinlikle. Burada teknoloji farkı çok önemli. Bir de burada kullandığımız tüm toolları üretmemiz için gerek veri analizi olsun, gerek oyunlardaki çeşitli hesaplamalarda en doğru sonuca ulaşmak için kullandığımız ürünler olsun, bunların tamamını in-house üretiyoruz.

Fatih Polat: Dışarıya bağımlılığımız mimimumda. Kendi teknolojimizi kendimiz üretiyoruz. Development sürecinde de normal oyun stüdyolarından farklı olarak şans hesaplamalarını yapmak için matematikçiler, ekonomistler, data scientistlerle çalışıyoruz. Bu konuda tecrübeli bir ekibimiz var. Hızlı ve odaklı bir oyun geliştirme stüdyosuyuz aslında.

Ekipte öyleyse matematikçiler, data scientistler de var?

Fatih Polat: Evet, yaklaşık 15 kişilik bir çekirdek ekibimiz var. Bu ekibi de Boğaziçi Ventures’ın destekleri sayesinde kısa sürede gelişirmek ve genişletmek istiyoruz.

Uzun süredir oyun sektöründe tecrübeniz mevcut. Genellikle oyun sektöründeki insanlar kişisel yaşamlarında da gamer ve bu yüzden bu sektörde olmaktan mutluluk duyuyorlar. Sizin serüveniniz nasıldı? Burada bir potansiyel mi gördünüz, yoksa sadece sektörde mi olmak istediniz?

Serkan Aksu: Her ikisini de kabul edebiliriz. Fatih’in zaten çok uzun süredir oyun dünyasında bir kariyeri vardı. Ben de tabi 6 yaşından beri oyun oynuyorum diyebilirim. Düzenli olarak oynuyorum. Benim de kariyer yaptığım ve hala devam ettiğim oyunlar var. Biz aslında özellikle mobil oyunlar sektöründen uzun süre uzak kaldık. Bunun nedeni tabi, satüre olması ya da hypercasual yapmak gibi bir misyonumuzun olmamasıydı. Bunun yerine tamamen oradan ayrı durabileceğimizi düşündüğümüz ve arkasında duracağımıza inandığımız bir okyanusa yelken açtık. Aslında bizi cezbeden buydu. Şu anda geliştirdiğimiz oyunlara ve onların arkasındaki felsefeye baktığınız zaman sektörde olmayan bir şeyin üzerine gittiğimizi görebilirsiniz. Bu da tamamen disruption yaratacak, inancımız bu yönde. Eğer bu kriterler olmasaydı zaten biz bu sektörde olmazdık. Bunu çok net söyleyebilirim, çünkü bizi cezbeden bu; farklı bir teknoloji ve eğlence üretmek ve farklı farklı kullanıcı gruplarını bir yerde toplamak. Bu yüzden şans temelli oyunlardan da ayrılan bir genredayız. Çünkü oradaki hedef kitleyle normal casual oyuncularını da birleştirecek bir ürün üzerinde çalışıyoruz. Tabi ki bunun farklı problemleri de oluyor. Çünkü hiç denenmemiş bir şeyin üzerindeki metriklerde de daha farklı sonuçlar elde edeceğimizi de biliyoruz. Bunun için ekstra çalışmalar yapmamız gerekiyor. Dolayısıyla bizim bu sektöre girme nedenimiz buydu. Fatih de ben de oyun seven insanlarız. Fatih’in sevdiği oyunlar batıyor, bunu hep söyleyeceğim. Bu oyun çok güzel diyor, sonra batıyor yapacak bir şey yok.

Fatih Polat: Serkan’ın da söylediği gibi sürekli kendi içinde gelişen, evolve olan bir marketin içindeyiz biz. Bu marketin dinamikleri her gün, her yıl değişiyor. 2011-2012 yıllarında mobil oyun satüre oldu, artık mobil oyunların pazarda yerini almasına imkan yok derken match 3  oyunlarla marketin önü açıldı, hypercasual tıkanmaya gittiği noktada tekrar açıldı. Sürekli değişen bir environment içinde olmaktan ve bu dinamizmden ben çok mutluyum, başka bir yerde olmayı da istemem.

Şu anda bir çok oyun stüdyosunda hypercasual odağında çalışıyor, siz neden bu genreyı seçtiniz, neden şans temelli oyunlar?

Serkan Aksu: Ne kadar hızlı tüketim de olsa, hypercasual türünde çok iyi oyunlar çıkıyor. Türkiye’deki oyun stüdyoları da global olarak baktığımızda kendilerini çok iyi noktalara getirdiler. Bu gurur duyulması gereken bir şey. Fakat bu farklı bir yarış, biz orada olmak istemedik. Yoksa biz de hypercasual oyunlar üretebiliriz, ekibimizdeki yetenekli arkadaşlarımızla da bu alan bir şeyler geliştirme fırsatımız olabilir, fakat bu bizi cezbeden bir şey değil. Bizim uzun süredir yapmak istediğimiz şeydi; şans temelli oyunlar üzerinde bir fikrimiz vardı fakat doğru zaman 2021 yılıymış. Bu zamana denk geldi. Bu yüzden bu genreda daha önce kimsenin yapmadığı bir şey üzerinde teknoloji üretmek istiyoruz, bu bizi cezbediyor. Hem de oyunlarımızın çok eğlenceli olduğunu düşünüyoruz. Farklı kesimlere de hitap edebileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla aslında oradan ayrılmamızın sebebi bu oldu. Yoksa hypercasual da çok farklı bir alan ve şu anda çok başarılı projeler var ve daha da iyi bir noktaya geleceğini düşünüyoruz.

O halde biraz da idealist bir vizyona sahip olduğunuzu söyleyebilir miyiz? Hypercasual geliştirerek daha hızlı başarıya ulaşma fırsatı varken, burada daha büyük bir emek ve süreç var gibi görünüyor. Yanılıyor muyum?

Serkan Aksu: Belki emek açısından çok doğru olmayabilir. Hypercasual oyunlar çok hızlı sürede üretiliyor ve hızlı tüketiliyor gibi görünse de, aslında o stüdyolarda da sabahlara kadar farklı varyasyonların denendiği çok ciddi bir mücadele olduğunun farkındayız. Bizimkinden hiçbir farkı yok, biz de özellikle bu işin arka taraftaki matematiğini eğlenceye çevirmek için çok fazla mesai harcıyoruz. Bizi cezbeden şey de buydu. Bence iki farklı alan da olsa oyun üretiminin çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Zor bir sektör ve bazen sadece teknolojik yeterlilikle olmuyor. Daha önceki deneyimlerimizde böyle oldu, hatalardan bile çok eğlenceli şeyler çıktı. O yüzden ben hep “Bizim bir cephaneliğimiz var ve o cephanelikten bir şeyler çıkarıp hadi şimdi bunu uyguluyoruz” diyorum. Dolayısıyla fikirlerimizin sağlam olduğunu düşünüyorum. Fikirlerimizin sağlam olduğunu düşünüyorum. Aslına bakarsanız bu genreda çok hızlı üretim yapıyoruz. Normalde belki 5-6 ay sürecek oyunları biz 1 ay gibi kısa sürelerde çıkarabiliyoruz. Bu da tabi önceki deneyimlerimizle çok alakalı ve tabi ki ekibimiz de çok iyi. Oyun yapmak hem zevkli hem de çok zor bir şey. Dolayısıyla ben böyle bir kıyaslama yapmayı doğru bulduğumu söylemek isterim.

Fatih Polat: Katılıyorum. Çok iyi hypercasual oyunlar var. Hypercasual oyunlar tek bir mekanik ve core game play üzerinden ilerleyen çok daha basit ve pure oyunlar. Bu genreda da çok iyi oyunlar mevcut. Mesela son oynadığım oyunlar arasında Match Hit çok hoşuma giden bir oyun. Like a Dino var, o da aynı şekilde tek bir mekanik üzerinde. Kullanıcı deneyimini de çok içselleştirerek tutoriala gerek kalmadan çok rahat kendini anlatabilen oyunlar var bu genreda. Tabi ki bu oyunlardan biz de kendimize düşen dersleri alıyoruz. Fakat hypercasualın oyun tasarımı ve pazarlama dinamikleri bizim heseflerimizle çok örtüşmüyor. Başta belirttiğim gibi bizim stüdyo olarak know-howımız ve tecrübelerimizle biz yepyeni bir yol açabileceğimizi düşünüyoruz ve bunu hedefliyoruz. Bir başka oyun stüdyosu değil, biz teknolojisiyle, datasıyla, matematikçileriyle farklı bir yolda ilerlemeyi planlıyoruz.

İş için de muhakkak oynuyorsunuzdur ama gamer olduğunuzu da belirttiniz. Sizin en sevdiğiz ve sürekli oynadığınız oyunlar nelerdir?

Serkan Aksu: Tabi, ben mesela simülasyon oyunlarını çok severim. Özellikle racing simülasyon oyunlarını. Çocukluğumdan beri oynadığım oyunlardı. Bunlar tabi ki çok iyi hardwareleriniz olmadan oynanmıyor. En büyük hayallerimden biri kendime bir oda kurup 3 eksenli bir sim makinesi üzerinde racing oyunlarını oynamak. Onun dışında düzenli olarak PCde çok fazla oynadığım oyun var. Ama tabi mobilde de işimiz gereği çıkan tüm oyunları elimizden geldiğince takip ediyoruz. Bu pazardaki konservatif birtakım oyunları da takip ediyoruz ki orada yenilikleri ve büyümeleri takip ediyoruz. Şu da bir gerçek, bir noktaya gelebilirsiniz ama o noktada kalmak da önemli bir şey. Dolayısıyla eski firmaların hala devam eden oyunlarını ve çok büyük ekosistemleri kendi adıma düzenli olarak takip ediyorum. Bunun dışında zaten her gün bir oyuna bakıyoruz mutlaka.

Fatih Polat: Benim oynadığım ve çok sevdiğim oyunlar gerçekten batıyor.

Neden acaba, daha niş bir zevkiniz mi var?

Serkan Aksu: Evet hep öyledir. Müzikte de öyledir, kimsenin dinlemediği müzikleri dinler. Müthiş bir müzik bilgisi vardır tabi o da ayrı bir konu.

Fatih Polat: Ben çok fazla PC oyunu oynamıyorum, genellikle MMO ve RPG üzerine kariyerimi planlamıştım. En son Elder Scrolls Online’da bir hayli mesai harcamıştım. Warcraft’ın  6 yılı var zaten. Günde 18 saat oyuna vakit ayırıyordum, sadece yemek yemek ve uyumak için ara veriyordum. Şu anda PC’ye vakit ayıramıyorum eskisi kadar ama mobilde günlük olarak mutlaka oynadığım oyunlardan biri Coin Master, yine Türk geliştiriciler tarafından geliştirilmiş olan Royal Match her gün oynadığım oyunlardan. Age of Magic biraz daha uzun soluklu bir oyun ve onu da her gün mutlaka oynuyorum. Ve bir de Matchland var, çok kimsenin bilmediği bir oyun o da. Match3 üzerinden kart toplama oyunu.

Coin Master şans temelli oyun kategorisinde çok büyük bir başarı yakaladı değil mi?

Serkan Aksu: Coin Master ile fikir ve üretim olarak aramızda çok fark var ama tabi ki şans temelli oyunlar olarak baktığımızda çok büyük bir ekosistem.

Türkiye’deki oyun ekosistemine baktığımızda çok büyük bir başarı var, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yeni unicornlar görecek miyiz sizce?

Serkan Aksu: Bence daha da büyüyecek. Bilişim teknolojilerinin bir alt dalı olarak görürsek oyun geliştirmeyi, Türkiye oyun sektörünü çok sevdi. Sanki yıllardır bunu bekliyormuşuz gibi bir durum var. Şu anda insan kaynağı bulmakta bile çok zorlanıyoruz bazen. Özellikle bizim daha niş bir durumumuz da olduğu için… Bu da şunu gösteriyor, pazar çok büyüyor  ve herkes kendi gelişimi gerçekleştirmek istiyor ve yatırımlar çok hızlı alınıyor. Bence çok daha iyi bir noktaya gelecek, aslında Türk oyun geliştiricileri sayesinde Türkiye kendini buldu diyebilirim. Benim görüşüm  bu şekilde, daha da iyi olacağını düşünüyorum. Daha farklı unicornlar da çıkacaktır. Bunlardan birinin de biz olacağız diye düşünüyorum.

Fatih Polat: Zaten alınan yatırımlar ve unicornlar sektörün hızlı bir şekilde geliştiğinin kanıtı. Biz marketin dönüşümünü doğru zamanda ve doğru yolda yakaladık ve yakasına yapıştık. Bırakmayı da çok düşünmüyoruz. Ancak sektörün tamamına baktığımızda esporun yükselişi de var, üniversitelerin hem espora olan katkıları hem de açtıkları oyun geliştirme bölümleriyle sektöre katkıları çok büyük. 2-3 yıl içerisinde çok büyük bir yükselişe geçti ve şu anda bu sektörde çalışmak isteyen gençler çok sanşlılar. Bizim zamanımızla kıyasladığımızda oyun sektörün hem karlı hem de doğru yönde gittiğimiz bir iş kolu haline geldi. Genel olarak oyun bakış açımız da ülke olarak değişti.

Önceden oyun sektörüne karşı bir önyargı vardı değil mi?

Serkan Aksu: Bakıç açısı çok yanlıştı, diyorum ya kendine güveni oyun sektörüyle buldu insanlar. Eskiden dünyadaki örneklerin benzeri yapılıyordu, şimdi bakıyoruz oyun sektörüyle beraber çok yaratıcı fikirler ortaya çıkıyor. Belki artık bizden çıkan fikirler dünyada kopyalanacak. Bu durumdan çok mutluyum açıkçası. Artık kendimize güvenli ve emin adımlarla oyun sektörü Türkiye’de çok iyi bir yere gidiyor. Oyuncularımız da çok iyi, esporcularımız. Uluslararası birçok başarı elde ediyorlar, bunun da çok büyük bir avantajı var. Gelecekte çok daha güzel olacak her şey.

Peki, Mafia Games gelecekte kendini görüyor?

Serkan Aksu: Biz farklı oyuncu gruplarını ortak bir app üzerinde buluşturmak için çalışıyoruz. Oyunlarımız da bu app altında çalışacak. Dolayısıyla farklı kesimlerden oyuncuların da bildiği bir firma olacağız.

Fatih Polat: Oyunlarımızı barındıracak platformu bir yıldır geliştiriyoruz. Lansmanımız bu yılın 4. çeyreğinde olacak. Agresif marketing kampanyalarıyla platformumuza her gruptan oyuncuyu çekip datalar ışığına hem mevcut oyunlarımızı geliştireceğiz hem de yeni oyunlar yapmaya devam edeceğiz. Bu şekilde de platformumuzu canlı tutmayı planlıyoruz. Lansman ile bizim biten bir projemiz olmayacak, lansman sadece adımlardan bir tanesi. Projemiz devam edecek. Öncelikli olarak 1 milyon kullanıcıya ulaşıp buradan sonra da büyümeyi hedefliyoruz. Mobil markette unique bir iş yaparak mass markete hitap etmek bizim yapmak istediğim şeylerin asıl kısmı.

Sonra da sanırım unicorn olmak diye düşünüyorum?

Serkan Aksu, Fatih Polat: Evet kesinlikle.

Çok teşekkür ederim, sizin eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Fatih Polat: Çok teşekkürler, çok keyifli bir söyleşi oldu.

Serkan Aksu: Çok teşekkürler zaman ayırdığınız için.