Barakatech Röportajı: Fintech ve SuperApp Ekosistemi

– Tuna Bey Merhaba, öncelikle sizi tanımak isterim.

Merhaba, ismim Tuna Orbay. Barakatech’in kurucusuyum. Barakatech’te üç ortağım daha var. Barakatech kurucusu olduğum ilk şirket değil, Nokta Domains ve Nokta Medya gibi şirketlerin de kurucusuyum. Barakatech son girişimimiz ve 3 yıldır da yoğun bir şekilde SuperApp ve Fintech üzerine çalışıyoruz.

 – Barakatech nasıl ve hangi vizyon ile kuruldu?

Ortağım Çağatay Karabulut ve ben Nokta’da görevlerimizden ayrıldıktan sonra şu anki ortaklarımız Ali Işık ve Erdem Lafcı ile tanıştık. Herkesin kendi girişimi vardı ama bir yandan da farklı sebeplerden dolayı bize birçok lead geliyordu. Hem onları değerlendirmek için hem de kendimiz içeride kendi ürünlerimizi geliştiririz diye düşünürek kurduğumuz bir şirketti. Ancak yolda vizyonumuz değişti tabi ki. Şu anda ana odağımız white label bir SuperApp ekosistemi kurmak. SuperApp ekosisteminde her başarılı iş için başarılı ortaklıkların ve işbirliklerinin gerçekleştirilmesi gerekiyor ki o işbirlikleri sayesinde firmalar kullanıcılarına daha fazla hizmet sunabilsinler. Hepsini artık dünyada kendinizin karşılaması mümkün değil. Bu vizyon çerçevesinde SuperApp kavramı da buraya güzel oturuyor. Barakatech’in yaptığı şey ise bir cüzdan platformu çevresinde bir API marketplace oluşturmak. Bunların bazılarını kendisi yaparken, bazılarını üçüncü parti şirketlerle, partnerliklerle anlaşma yaparak onlarla birlikte geliştiriyor. Biz dünyanın şöyle bir yere gideceğine inanıyoruz. 2000’lerin başında sosyal medya çıktıktan sonra, klasik gazetecilik ve ana akım medyanın başına 10 sene sonra ne geldiyse aynı şeyin finansal alanda tüm işletmelerin başına geleceğine inanıyoruz. Hepsinin finansal araçlara ve uygulamalara çok kolay erişeceği bir ekosistem hayal ediyoruz. Bu yüzden de SuperApp vizyonu tam olarak bu ihtiyacı karşılıyor.

– SuperApp nedir? En başarılı örnekleri nelerdir?

Herkesin bildiği WeChat, AliPay, Gojek gibi örnekleri sayabiliriz. Careem ve Uber aynı şekilde SuperApp olma vizyonuna sahip. Bunlar başarılı örnekler, Türkiye’de de yine SuperApp olma yolunda ilerleyen şirketler de mevcut. Biz firmalarla görüşürken de şirketlerin beklentileri hep kullanıcılarımıza artı bir ne verebiliriz şeklinde. Bu çok daha yeni bir konsept ancak önümüzdeki 3-5 yıl içinde tüm servislerin birbirine bağlı bir networkün olduğu ve herkesin kendi servisini sattığı bir dünyaya şahit olacağımıza inanıyorum. Bütün işletmeler SuperApp’e dönüşmek durumunda kalacak aslında.

 – SuperApp’ler bir marka için nasıl bir katma değer yaratır? Gelecekte Asya pazarında olduğu gibi tüm markaların SuperApp’e ihtiyaç duyacağını, kullanıcılar için de daha çok tercih edileceğini düşünüyor musunuz?

Kullanıcılarınıza tek bir ürün sunduğunuzda sadece onunla kısıtlı kalırsınız ancak birden fazla fırsat, ürün ve servis sunabilirseniz daha fazla müşterinizi çekebilirsiniz uygulamanıza. Daha fazla katma değerli servis yaratabilirsiniz. Bu müşterinizin size ya da servisinize daha fazla sadık olmasını ve daha çok sizin ürününüzü ve onun çevresindeki ürünleri kullanmasını sağlar. Kullanıcı uygulamanıza daha fazla engage olur ve markanızla daha fazla iletişime geçer. Diğer taraftan marka olarak siz de bunu sağlayabilmek için çeşitli partnerlikler kuracağınız için sizin networkünüzü genişletir ve ekstra gelir kapıları yaratır. Biz zaten bunu kendi aramızda “Engagement Through Collaboration” şeklinde tanımlıyoruz. Arkada bir birlikte çalışma ortamı yaratıp, ön tarafta kullanıcıya birçok fırsat sunan servisler yaratmaya çalışıyoruz.  Bir kollaborasyon ortamı olduğu için başkasının çözdüğü bir problemi kendi platformunuza entegre ettiğinizde süreç sizin için çok daha kolay ve yönetilebilir olacak. Bu yüzden sürecin daha verimli olmasını sağlamak gibi avantajları da var. Başta entegrasyon karmaşık gibi görünse de, kullanmaya başladığınızda sizin için hantal olan bazı operasyonlar özellikle hızlanıyor. Henüz başında olmamıza rağmen şimdiden bunları katma değer olarak görmeye başladık.

– Barakatech’in SuperApp konsepti içinde markalara sunduğu modüller nelerdir?

Öncelikle merkezde bir wallet var. Biz buna kendi içimizde transaction engine diyoruz. Tüm transactionı yöneten araç bu. Aslında tek başına hiçbir şey ancak arkasına farklı hizmetler kattığınızda anlamlı hale geliyor. Şu anda walletı geliştiriyoruz, walletın içinde ibanization gibi farklı özellikler mevcut. Kart basabiliyor, QR kod ile ödeme alabiliyorsunuz. Yeni özellikler de sürekli olarak ekleniyor. Bir de KYC ürünü mevcut, bir finansal servis ya da cüzdan istiyorsanız mutlaka uzaktan kimlik doğrulama gibi bir sistem kullanmanız gerekiyor. Bununla birlikte Stock Tokenization servisimiz var, şu an beta aşamasında hala çalışıyoruz ancak burada hisseleri çok küçük parçalara bölüp daha ulaşılır hale gelmesini sağlıyoruz. Ek olarak currency servisimiz var, bu tamamen yolda, müşterilerle olan görüşmelerimizden çıkan bir ürün oldu. Herkesin bir currency verisine ihtiyacı var, bir de bunu modifiye etmeye değil manipule etmeye ihtiyacı var kendi servisinde kullanırken. Bu üründe geliştirilmiş durumda şu anda. Şimdilik bu ürünleri sayabilirim ancak daha onlarcası roadmapimizde yer alıyor diyebilirim.

– Peki SuperApp dediğimizde aklımıza sadece fintech mi gelmeli yoksa kullanıcıya sunabileceği başka özellikler de var mı?

İnsanlar başka türlü de yorumlayabilirler ancak benim açımdan işin içinde mutlaka bir finansal transaction olması gerekiyor. Gelecekte de tüm işletmelerin küçük bir fintech şirketine dönüşeceğini düşündüğüm için fintechi odağına alması gerektiğini düşünüyorum. Tabi ki ek olarak, kullanıcılarınızın etkileşim halinde olmasını istiyorsanız örneğin buna uygun uygulamalar entegre edebilirsiniz. Chat, sohbet odaları gibi. Müşteriye bir ürün satıyorsanız bir e-ticaret modülü entegre edebilirsiniz, belki de ana fonksiyonunuz bu da olabilir. Çeşitli medya içerikleri konulabilir ve hatta psikolojik danışmanlık desteği bile verebilirsiniz. Benim SuperApp’ten anladığım bulunduğunuz dikeyde deneyimi uçtan uca sağlamak. Kullanıcı kitlenize hiç hitap etmeyeceğini düşündüğünüz servisleri dahi koyabilirsiniz. Neden koymayasınız? Zaten ilgilenmiyorsa daha sonra kaldırabilirsiniz, çünkü böyle bir platform kurmak istediğinizde eklemek istediğiniz özelliklerin çok da büyük bir maliyeti olmayacaktır, sonuçta tüm özellikleri deneyebilirsiniz. Çin’de bir SuperApp uygulamasında bir oyun var örneğin. Kullanıcı zaten oyun oynamak için vakit harcıyorsa neden o vaktini bizim uygulamamızda geçirmesin mantığıyla yaklaşılıyor. Çok da mantıklı bir sebep.

– Bir marka SuperApp geliştirmek istiyorsa önce nereden başlamalı?

Öncelikle kendilerinin en güçlü fonksiyonunu belirlemeliler. Bu neyse ona odaklanmalı ve bu fonksiyonun çevresine ilgili olabilecek servisleri kurgulamalılar.  Daha sonra bununla birlikte ürünü çıkarıp SuperApp deneyiminden faydalanabilirler. Sonrasında zaten kullanıcı geribildirimiyle hangi özelliklerin onların kullanıcı kitlesine hitap ettiğini bularak yeni servisler ekleyebilirler. Ancak bu süreçte iyi bir planlama gerekiyor. Önce en güçlü oldukları noktayı bulmalılar. Örneğin WeChat için chat temel fonksiyon. Bir kulüpseniz örneğin, taraftarınıza sunacağınız ekstra katma değer bir servisi ya da bir e-ticaret sitesiyseniz e-ticaret özelliğinin etrafına inşa edeceğiniz özellikleri planlamalısınız. Burada hepsini ben geliştireyim yerine, farklı farklı servisleri nasıl edinebilirim ve entegre edebilirim diye düşünebilirler. Ya da doğrudan bize gelebilirler ve ürünlerimizden faydalanabilirler.

– Peki siz bu konuda markalara danışmanlık veriyor musunuz? Markayı da seçebilecekleri ürünler konusunda yönlendiriyor musunuz?

Evet tabi ki. Şu anda hayal ettiğimiz vizyonun belki yüzde 3’ünde ya da 5’indeyiz ancak mutlaka kendi görüşümüzü de katıyoruz. Bunu kullanından ziyade, bunu kullanırsanız yanında bu ürünleriniz kullanmanız daha iyi olur şeklinde yönlendiriyoruz.

– Peki bununla ilgili elinizde bir data var mı? Mesela perakende sektöründen bir marka superapp geliştirmek istiyorsa hangi modülleri appine dahil etmeli, kullanıcılar genellikle neleri tercih ediyor gibi?

Bütün sektörler için değil ancak belli dikeyler için evet. Ürünlerimiz daha çok finans dikeyinde talep görüyor. Ancak spor, sağlık ve perakende sektörlerinden şirketlerle de görüştük. Bu sektörlerle ilgili ön gördüğümüz veriler var ya da aldığımız geribildirimler. Finans sektöründe mutlaka cüzdan ihtiyacı var örneğin. Bunun çevresinde bir bankacılık ya da ödeme servisine ulaşmak gibi bir özellik ya da kripto al-sat gibi özellikler özellikle ilgili çekiyor. Haliyle de bunlar en çok tercih edilen özellikler. Örneğin, bir transactionı manage etmek istiyorlarsa, bankacılık servisini aldıklarında onlar için operasyonel anlamda iş yükü olan içerideki bir takım süreçleri çok daha hızlı yürütebiliyorlar. E-para servisi gibi bir entegrasyon yaptıklarında çok daha fazla noktaya çok daha hızlı bir şekilde ulaşılabilir hale geliyorlar. Şu an için elimizde case study yaratabilecek çok fazla veri yok ancak 2-3 aydır en sık karşılaştığımız use caseler bunlar diyebilirim.

– Fintech ve blockchain’in geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sizce bir dönüşüm gerçekleşir mi?

Başında da söylediğim gibi, aslında blockchaini ben kripto para olarak görmüyorum. Birçok uygulaması var doğru ancak en büyük uygulama alanı finansal alan. Bu alanı çok hızlı disrupt edecek ve fintech alanında çok fazla değişime sebep olacak. Bazı süreçler çok hızlanacak ve kolaylaşacak. Çok daha kolay erişilebilir hale gelecek. Bir sürü insan bu sayede kaynaklara çok daha kolay ulaşılabilir hale gelecek ve insanlar finansal özgürlüklerini kazanacaklar. 2000’lerden önce telefonlarımızda kamera dahi yokken, şu anda hepimizin kamerası var ve bir anda gazeteci, fotoğrafçı olabiliyoruz. Aslında aynı şey, hepimiz bir anda broker, borsacı olabiliriz. Diğer taraftan finansal okur-yazarlık çok artacak, insanların alışkanlıklarını bir hayli değişecek. Benim şu anda gözlemlediğim, 30 yaş altında ciddi biçimde bu alana yönelim var. Eskiden herkes internet, yazılım derken, şu anda finansal okur-yazarlığa yönelebiliyorlar. Benim mesela 30 yaş altında dört adet mentorum var ve onlarla çalışıyorum. Çok ciddi değişecek her şey, biz şu anda dijitalleşmeyi konuşuyoruz ama aslında 10 yıl önce konuşmamız gerekiyordu bu konuyu, biraz geç kaldık. Şu anda tüm işletmelerin nasıl finteche dönüşmesi gerektiğini konuşmalıyız aslında. Çünkü 5 yıl içerisinde bu gerçekleşecek ve çok geç kalınacak. Zaten verilerinizi dijital olarak işlemediyseniz kaybolup gideceksiniz, bunu da yakalayamazsanız işiniz gerçekten zor.

– Türkiye’de bu pazar hangi noktada? Sizce bir büyüme potansiyeli taşıyor mu?

Bir taraftan bankacılık altyapımız oldukça iyi. Diğer taraftan bu bir problem, çünkü altyapı olduğu için yenisini aramıyoruz. Bu kadar gelişmiş olmayan yerlerde çok daha hızlı gelişiyor. Öte yandan da bizim teknolojiye adaptasyonumuz çok hızlı, bu da bu açığı kapatıyor. Blockchain konusunda ne ileride ne de geride olduğumuzu söyleyebilirim. Ama kripto konusunda herkes oldukça bilgili. Hatta dünyada 4. sıradayız sanırım. Ben mühendislik tarafına baktığımda çok fazla uygulama görmüyorum, üzerine çalışan çok az insan var. Ancak gelecekte görmeye başlayacağımızı düşünüyorum. En azından üniversiteden yeni mezun olan gençler şu anda bu alana ilgi duyuyor, bu yüzden 5 yıl içinde bunun etkilerini göreceğiz. Bankaların altyapıları gerçekten çok güçlü olduğu için, finansal servislere ulaşım çok kolay, süreçler hızlı ilerliyor bu yüzden. Yurtdışında belki 2-3 yılda yapılacak olan bir işi, biz 6 ayda yapabiliyoruz.  Ancak söylediğim gibi bu hem iyi bir şey hem de diğer taraftan bir dezavantaj da sağlıyor. Bankalarla iyi işbirliği yapılırsa bu çok büyük bir avantaja dönüşür. Bankalar girişim ekosistemini desteklerlerse ortaya çok iyi işler çıkabilir ama uygulamaları kendi içlerinde geliştirmeye kalkarlarsa bu bana soru işareti gibi geliyor.

– Fintech girişimlerine bu anlamda bir tavsiyeniz olur mu?

Sürekli yenilikleri takip etmeleri gerekiyor. Ben sürekli okuyorum, sürekli birileriyle görüşüyor, konuşuyorum. Bilgi en önemli şey. Mutlaka doğru kaynaktan en iyi şekilde edinmek gerekiyor. Mutlaka uç noktadaki teknolojileri çok iyi takip etmek gerekiyor. Ben fintech kökenli biri olmadığım için benim için işler daha zor ama diğer taraftan da tamamen  temiz bir bakış açısına sahip olduğum için de daha kolay geliyor çoğu zaman. Çevrenizde mutlaka bu süreçlere hakim birinin olması gerekiyor. Çünkü günün sonunda parayla oynuyorsunuz ya da bir değere dokunuyorsunuz. Bunun da birçok regülasyonu var. Evet yıkıcı teknolojiler diyoruz ama burada bile olsa mutlaka dikkat etmeniz gereken regülatif süreçler var. Hem hukuki, hem etik hem de güvenlik olarak birçok açıdan çok dikkatli olmanız gerekiyor. Daha önce yaptığım işler teknik olarak belki daha zordu ama burada dikkat etmeniz gereken, süreçten etkilenen çok parti var. Girişimlere özellikle buna dikkat etmelerini tavsiye ederim. Bir de bol bol okumalarını tavsiye ederim, çünkü her şey çok hızlı değişiyor.

– Barakatech olarak gelecekte neler yapmak ve nerede olmak istiyorsunuz?

Yakın gelecekte finansal servislere ulaşmak çok kolay olacak, söylediğim gibi finansal bir disruption olacak. Biz de tam ortada bir platform olarak konumlanmak istiyoruz. Hem finansal servislerin hem de değer yaratacak servislerin çok kolay entegre edilip kullanılabildiği, ya kendi appinizi inşa edebildiğiniz ya da varolan appinize çok hızlı entegre edebileceğiniz servisler sağlayan bir platform olmak istiyoruz. Vizyonumuz bu; bu işin Shopify’ı, Magento’su olmak istiyoruz. Ürünlerimizi de bu yönde geliştiriyoruz.

Röportajın tamamını dinlemek için: